Bir Bayram Düşlerim…


Bir bayram düşlerim: ümmetçe başımız dik yaşadığımız
Sevincimizin kursağımıza düğümlenmediği
Yediğimiz lokmanın boğazımızda kalmadığı
kıyılarını gürül gürül akan sularıyla döverek
verimli kılan bir nehre benzediği bir bayram Nesne değil
özne olduğu,onun yaptıklarına düşmanlarının hayalinin yetişemediği ,
kendisini öldürmek için gelenlerin kendisini de dirileceği kadar temsil
kabiliyetine sahip olduğu bir bayram

Bir bayram düşlerim : ümmetin anası kaçırılan ,babası öldürülen ,
ocağı kundaklanan ,çocuklarının her biri izbeye sığınan,
harim-i ismetine namahrem eli değen bir viran haneye dönmüş topraklarında ,
çocukların öksüz,yetim ve boynu bükük girmediği

Bir bayram düşlerim: İslam ümmetinin mazlum çocuklarının
zamanın ırmağında akan bir süprüntü gibi değil, zaman ırmağının yatağını belirleyen,

Bir bayram düşlerim : yaralı ve bin bir pareli coğrafyamın
her yanından gürül gürül kanın gitmediği
Çocukların ahu eninin arşı titretmediği
Viran olmuş hanelerin de
baykuşlarının ötmediği Topraklarını ahlaksızlıkların,soysuzlukların ,
sütsüzlerin ,düzenbazların,madrabazların,hilebazların ,
mülhitlerin,müfritlerin ,ifritlerin çıfıtların,hainlerin ve
zalimlerin yönetmediği bir bayram Aksine ,
dinde kardeşleri de olmasa da ,insalıkta eşleri olan dünyanın farklı dinlerine ,
kavimlerine mensup mazlum ,mağdur ve muhtaçlarının
yarasını sarmak ,yüreğini onarmak ,onlara müşfik bir ana eli
olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram
imanından kaynaklanan şefkat ve merhametinin Afrika kıtasının açlarından ,
güney amerikanın sokak çocuklarına ,Harlemin esrarkeşlerinden
manilanın şehvet tuzağındakikız çocuklarına dek ;
her bir mazlum ,mağdur ve mahruma ulaştığı bir bayram

Bir bayram düşlerim: bir öndere sahip olan ,
önderi kendisine ana olan ,kendisi ise insanlığın
diğer toplumlarına ana gibi bir ümmetle girdiğimiz bir bayram

Bir ümmet düşlerim :bir organına hatta hücresine yönelmiş bir tehdidi
tüm varlığına yönelik bir tehdit gibi algılayacak kadar kendinde de
ve canlı Ayağına diken batsa onun acısında her tarafında
duyabilecek kadar bilinçli Kendi varlığına yönelik
bir tehdide anından tepki verecek kadar hassas bir
sinir sistemine sahip Bedeni oluşturan her bir hücrenin
kendi yerine razı olup,rolünü en iyi oynamak için irade
sergilediği bir ümmet Fertleri silik,düz sıradan bir makinenin
bir dişlisi olmaya teşne edilgen ve mekanik bir “birey”
olmadığı bir ümmet Farklılığı bir orkestrayı oluşturan
enstrümanların farklılığı gibi zenginliğe dönüştüren,
sıradan ve düz bir tip olmaya razı olmayan ,kendi kendini
gerçekleştirmek için yüreğinin çeperlerine tutunarak
kapasitesenin sınırlarına çıkma savaşı veren kendisiyle Rabbiyle ,
çevresiyle ,toplumla ve doğa ile barışık,bilişik,tanışık
şahsiyetlerden oluşan bir ümmet

Bir şahsiyet düşlerim: sorunun bir parçası değil,
çözümün bir parçası olan Yük olmayıp yük alan Kendini
yad ve yabacı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini
kendinde bulan Hamken yanan,pişen ve olan Olmanın sırrına erdiği için
hamların elinden tutup,onların da olması için onların yerine
yanmaktan çekinmeyenDüşünce ,duygu ev aksiyon dengesi
varlığında gerçekleştirerek ,muvahhid şahsiyet olma kıvamına eren
Yalnızca kafa gözüyle değil ,yürek gözüylede bakıp,
onunla gören Kendini yalnız sözde değil yüzle , gözle iyi bilen,
Allah’a karşı esas duruşunu ayağının altındaki
topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet

Bir şahsiyet düşlerim: kendi kafasıyla düşünüp ,
kendi yüreğiyle duyan Kesrette vahdet bulan
Ne dostları karşısında kapris yapan ,ne düşmanları
karşısında aşağılık kompleksine kapılan
Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak,
diğer ayağıyla tüm dünyayı,hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri,
hakikatleri,cevheri arayıp kendine çeken
bir mıknatıs gibi arayıpta kendine çeken ,
bizden adam olmaz bedbinliğini alıp ,
çıkarda bizden adam çıkar bencilliğine vuran ,
bu iki sakat ucu da bir fiske ile atık
düşünceler çukuruna yuvarlayıp,adil ve mutedil olmayı
bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet

Ve bir bayram düşlerim :hesap günün sonunda
“ Ey (sadece Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan ;
gir kullarımın arasına(çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor)
ve gir cennetime! Muştusunun verildiği bir bayram

İşte o bayram provasıdır bu bayramlar O mutlak bayramlardan
bir efilti taşıdığı orada anlamlıdır bu bayramlar
Onun içindir ki,”bayram” anlamına gelen “ıyd” sözcüğüyle
“ahiret” anlamına gelen “me’ad” sözcüğüyle aynı köke aittir
Bayramınız bayram olsun
Mustafa İSLAMOĞLU

Yayınlandı: on Kasım 15, 2008 at 10:01 pm Yorum Yapın
Tags: , , ,

Vahyi İnsa Etmek…

O’nu vahiy inşa etti Öyle bir inşa ki bu, sonunda O, “ahlâkı Kur’an olan” biri oldu
Adeta O, şu sorunun canlı cevabıydı:
“Kur’an’ı insana dönüştürsek, ortaya nasıl biri çıkardı?”
Bu sorunun cevabı belliydi: Efendimiz aleyhissalâtu vesselam
O’nu kitaba çevirmek mümkün olsaydı, ortaya nasıl bir şey çıkardı?
Bu sorunun da cevabı belliydi: Kur’an vahyi
İşte O Gül, çölün ortasında tek başına açtığında, kimse bir
Gül ile baharın geleceğini düşünemezdi Öyle ya; bir çiçekle bahar gelir miydi?
Eğer o çiçek baharı doğuracak bir bedeli ödemeyi göze alırsa, evet
Bir çiçekle bahar gelirdi Üstelik bu bahar bin bahara bedel bir bahar olurdu
Öyle ki, bu baharın getirdiği kokuyu bin güz silemezdi Üzerinden geçen asırlar, o baharın yeryüzünü yeşertme potansiyelini yok edemezdi
Ne kadar şiddetli geçerse geçsin, her kış istese de istemese de sonunda
o baharın hizmetkârı olmak zorunda kalırdı
Bir insan ferişteh olsa ne yapabilirdi ki?
Ferişteh olmasına gerek yok, ölümlü biri olarak dahi bir insan tüm bir dünyayı omuzlayabilir,
bıtırak tarlasına dönmüş bir dünyayı gülistana çevirebilirdi
Yeter ki, imanı sınırsız bir imkân bilsin Yeter ki,
O Gül’ün bıraktığı mirasa ihanet etmeyip sadakat göstersin
Yeter ki, O Gül’ün kokusunu duyan bir yüreğe sahip olsun
Hz Peygamber bir çiçekle gelen baharın, bir kişiyle yeryüzünün
gülistana dönüştürüleceğinin en güzel örneğiydi ALLAH, O’nu bunun için “örnek” gösterdi
Gül olmak isteyenlere, “adam” olmak isteyenlere, bıtıraklara karşı mücadele etmek isteyenlere…
O’nun örnekliği, en sonunda gelip bir ilahi yasanın şahsında somutlaşıyordu:
Bedelsiz ödül olmaz Bakın şu örneklere: O, Taif’e bir umut diyerek gitmişti
Çünkü Mekke’nin kini, O’nun varlığını ortadan kaldırmayı düşünecek noktaya gelmişti
Taif’te gülle karşılanmayı umarken gülleyle, taşla, küfürle, hakaretle karşılaştı
Kan-revan geri döndü Fakat Mekke’sine de giremedi
Bu öyle bir bedeldi ki, artık “gücün bittiğinin, kuvvetin tükendiğinin” resmiydi
Ve koyverdi çığlığını: “Bittim ya Rabbi!”
Bu çığlığı bekliyordu öteler “Yettim kulum!” nidası bunun ardından gelecekti
Çünkü, ALLAH’ın yasası buydu: Biten ve bittim diyene, “ALLAH’ın yardımı ne zaman?” diyene,
“ALLAH’ın yardımı çok yakın!” diyen bir Rahîm Rab vardı
İşte, O’nun için ilahi yardım Sevr Dağı’nın tepesinde geldi
Peki, oraya kadar çıkmak şart mıydı? Tepede gelen yardım, dibinde gelemez miydi?
Evet, öyle! Çünkü ilahi yasa bu ALLAH yasasını,
muhatap Âlemlere Rahmet Hz Muhammed bile olsa bozmazdı
Peki, biz neyi bekliyoruz? O evrensel Gül için bozmadığı yasayı,
biz dikenler için bozmasını mı? İşte bu olmayacak
Dünyanın Gül’üne, sonsuz salât ve selam ile…

Mustafa İSLAMOĞLU

Yayınlandı: on Kasım 10, 2008 at 5:04 pm Yorum Yapın
Tags: ,

İnsaallah…

Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir “İnşALLAH”
Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın.
Dudağına değince “İnşALLAH!” sözü; varlığı yoktan varedenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir.
Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın.
Sesini bürüyünce “İnşALLAH!” kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir.
Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın.
Kalbini atınca “İnşALLAH!”ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur.
Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın.
Yüzüne gülünce “İnşALLAH!”ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır.

***

Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir “İnşALLAH”…
“Ben benden ötesine teslimim…” diye/bilenin inşirahıdır “İnşALLAH”.
Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir “İnşALLAH”.
Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran insanın kabuğunu zorlayışıdır “İnşALLAH”..
“Ben buradayım ama burada kalmaya razı değilim…” diye/bilenin meydan okuyuşudur.
Ellerine kudret elinin sarıldığını, gözlerine bin kutlu nazarın ışık olduğunu, yüzünü çevirdiği her yönde tek ve bir teselli vechinin beklediğini ilan edişidir.
Kalbine yüklenmiş dağları bir nefeste silip süpürmektir inşALLAH.
Varlığın koynuna tutunmuş insanı sonsuzluğun ufkuna doğuran bir sızıdır “İnşALLAH”…

***

İnşALLAH, sebeplerin kör kuyusuna uzatılan ışıltılı bir kovadır.
Ağaç köklerini ve toprağı kucaklaştıran “İnşALLAH”tır; toprağa hayat bahşetmektir, taşa pınarlar dilemektir.
“ALLAH dilerse” tohum toprağa katışır; toprak ve tohumun boş ellerine çiçekler sunulur, kurak avuçlarına hayat akıtılır.
Nereye indiklerinden habersiz, rüzgâr nereye eserse oraya gitmeye hevesli yağmur taneleri, “ALLAH’ın dilediğince” boynu bükük toprağı sevindirir, güllerin al yanağına gözyaşı olur, sabahın ak göğsüne şebnem diye tutunur.
“ALLAH’ın dilemesiyle” sert ve ağır taşlar, ince ve nazenin köklere yol olur; o latif güzellerin kalplerine dokunmasıyla yollarında toprak olur.

***
İnşALLAH, Yusuf’un[as] kuyuya iten hainlerin tuzaklarının itildiği kuyudur.
O’nun dilemesidir ki Yusuf’u kuyudan çıkardı, kuyuyu Yusuf yüzlülere sırdaş eyledi.
İnşALLAH, Yusuf’u[as] ucuza satan bezirgânları yok pahasına satan sırdır.
O öyle istedi ki, kölelik ve kulluk Yusuf’la nice kralların erişemeyeceği şeref ve itibar bilindi.
İnşALLAH, İbrahim’i[as] ateşe savuran ateş yüzlülerin kavrulduğu ateştir.
O öyle diledi ki İbrahim’in teninde ateş güle çevrildi, alevin yanağından serinlik devşirildi.

***

Dudak ile tebessümü birbirine yapıştıran sırdır “İnşALLAH”…
Yüzün yüzüne düşen hüzünleri dağıtan dokunuştur “İnşALLAH”…
İki kalb arasındaki soğuk mesafeleri eritip ısıtan ateştir “İnşALLAH”…
Güneşin alevlerini gülün yanağına al al indiren serinliktir “İnşALLAH”….
Kelimelerin suskun hecelerinin koynuna anlamlar sunan hikmettir “İnşALLAH”…
Sesleri söze bürüyerek birbirine bitiştiren, kaynaştıran mayadır “İnşALLAH”…
Göğüslere nefesleri ele avuca gelmez, dokunulmaz, şeffaf bir genişlik olarak dokunduranın tenezzülüdür “İnşALLAH”….

***

“Elif”tir İnşALLAH…
Varlığın alfabesinde dimdik duruştur.
“Lâm”dır İnşALLAH…
Yokluğun koynunda dupduru bir b/akıştır.
“Mim”dir İnşALLAH…
Hicranın solgun yanağına dosdoğru bir Muhammedî eğiliştir.

Senai DEMİRCİ

Yayınlandı: on Ekim 20, 2008 at 1:45 am Yorumlar (3)
Tags: , ,