Ölüm insanı unutmuyor…

thevoiceinsidebycowluvaec71

Bedelsiz nimetin kıymeti bilinmez derler
Hakikaten öyle dostlar
Bir tuhaf yaşıyor bir tuhaf harcıyoruz ömrümüzü
Miras yediler gibi nasıl geldi nerden geldi diye sormadan
Hemen hepimiz,mutlaka uyanacakmışız gibi yatıyor,
hiç ölmiyecekmişiz gibi güne başlıyoruz
Gelecek ümidiyle bu günü yaşıyor,
”bir gün diye,diye günleri, ayları,yılları,nihayet
koskoca bir ömrü geride bırakıyoruz

Ayılması olmayan bir sarhoşluğun bulanıklığında
ya yelin savurduğu yaprak misali hayatın önünde sürükleniyor
ya da ”vur patlasın,çal oynasın”nidalarıyla hayatı peşimizden sürüklüyoruz

Çoğunlukla ve arzularımızın eline bırakıyoruz
hayatımızın iplerini
Durum böyle oluncada tutkularımızı sınırlayan
şeylere tahammülümüz kalmıyor ve haklı bile
olsa herhangi bir sınırlamayı, özgürlüğümüze
müdahele gibi algılıyoruz
Sınırsızlık özlemi hayatımızdaki belirgin tüm hatları siliyor
Böyle olunca fırsat ile felaket, umut ile hüsran,
sevgi ile nefret ve daha ne varsa iç içe yaşanır hale geliyor

Bu yüzden nerede duracağımızı nerede soluklanacağımızı kestiremiyoruz
İşin kötüsü bunu far ettiğimiz yerde zaman daha bir süratli akıyor
Şöyle bir soluklanıp uğruna bir ömür adanmış şeylerin muhasebesine
oturduğumuzda hayatın zembereği çıkıyor
Ve çarklar tersine dönmeye kalan bir avuç ömrü hızla öğütmeye başlıyor

NETİCE?


BÜTÜN YOLLAR ÖLÜME ÇIKIYOR

VE GERÇEK!

İNSAN ÖLÜMÜ UNUTSADA

ÖLÜM İNSANI UNUTMUYOR

27f932b1fd82d8f5052179f4aea23b28
Yayınlandı: on Aralık 27, 2008 at 10:21 pm Yorum Yapın
Tags: , , ,

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

decnastaninir01xz6

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!
Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Tam teçhizatlı askerlerin olacak; uzun menzilli silahlarla vuracaksın Hızla giden bir araba, sokakta koşan genç bir adam, slogan atarak yürüyen topluluk, pratik çözümler bulup hepsini havaya uçuracaksın Çakal sürüsü gibi birlikte gezecek, gece yarısı kapıları kırarak gireceksin içeri Ani baskın yapacak; masum insanların ellerini arkadan bağlayıp, kafasına çuval geçirecek ve aşağılık cümlelerle konuşacaksın

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Çikolata rengi gibi bombalar koyacaksın toprağın üstüne Çocuklar, kendilerine yakışır bir ölümle ölecekler; oyun oynarken! Kapkara gözlerinde kocaman bir tebessüm Uçaklar büyük bir gürültüyle üslerine dönecekler Akşam, puşt bir ifadeyle kameraların karşısına geçecek ve ölenler için kibarca özür dileyecek bay başkan

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

İçerisinde köpekler dolaşan hapishanelerin olacak; fotoğrafta, gülümseyerek bakacak kadar eğitimli ve her emre itaat edecek kadar çok köpek İçeriye alınanlardan bir daha haber çıkmayacak

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Kahkahalarla fırlattığın bir tek bombayla iki yüz elli bin kişiyi aynı anda öldüreceksin On binlerce kadının ırzına geçip, yüz binlerce insanı sakat bırakacaksın Dünyanın istediğin her yerinde ölüm mangaları kurup yüz binlerce kişiyi işkenceden geçirecek, bir o kadar kişiyi de gözünü kırpmadan öldüreceksin

Öldürdün mü ABD gibi, İNGİLTERE gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Yarım milyon çocuğu bir gün içinde katledip, bir o kadar çocuğu da yetim bırakacaksın!

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Kişi başına en az beş bomba düşecek saldırdığın yerlerde Herkesin ayağını denk alması için vahşeti bütün televizyonlardan seyrettireceksin dünyanın geri kalanına

Öldürdün mü RUSYA gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Yüz yıldan daha az olmayacak sürgünler; bir nesil yolda doğup, yolda ölecek Geniş mezarlar kazacaksın toplu öldürülenler için ama bir kurşuna iki can sığacak kadar küçük olmalı bedenleri Üzerindeki üniforma gibi yakışmalı öldürmelerin Adın Moskof mezalimine çıksın senin

Öldürdün mü İSRAİL gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Gözleri bağlı olacak esirlerin, kafalarını darmadağın ederken katillerinin yüzünü görmeyecek hiçbir esir Almanya daki soykırıma karşı çıkacak, bin beterini Filistin de yapacaksın

Öldürdün mü İSRAİL gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Duvarın köşesinde babasının kucağına sığınan on iki yaşındaki çocuğun tam göğsüne nişan alacaksın Babasının kollarında can çekişirken çocuk, bütün dünyaya göstereceksin ne demekmiş insanca savaş! Buldozerlerle girmelisin evlerin kapılarından, mülteci kamplarına düzenlediğin operasyonla gelmeli ölüm Taş atan çocuklar için top atan tanklar bulundurmalısın; ördüğün on beş metrelik duvarın arkasında görünmez nasıl olsa zulmün İnsanlık, seni anlayışla karşılayacak!

Öldürdün mü İNGİLİZ gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Bir centilmen tarzı içerisinde be bütün zamanların en kahpe şekliyle, daima arkadan vuracaksın Sinsice! Kahpece!

Öldürdün mü işte böyle öldüreceksin!

İşlenecek bir karış toprağı, içecek bir yudum suyu olan her coğrafyanın senin olması için kongre kararları, meclis kararları çıkaracak, oturduğu toprağına içtiği suyuna göz koyduğun insanları zalimce, hunharca ama mutlaka yasal öldüreceksin!

 

gozler 

Yayınlandı: on Aralık 4, 2008 at 4:10 pm Yorum Yapın
Tags: , ,

Hayat ve Ölüm

Ölüm değil beni korkutan boş bir hayat ardından,
varacağım yer olması sıkıyor canımı
Nedir ki kırk’lı elli’li yıllar, billahi çok değil
Hele hele çizilen bu yolda bize hiç gelir

Ne beklersin ki hayattan çorbacı?
Ne bekler hayat senden?
İkiniz de tüketirsiniz hoyratça zamanı
İşte geride kalanlar sıkar biraz canımı
Yedi yaşında başlarsın okula, sayma ondan öncesini

Sonra yıllar yılı gider gelirsin kara tahtalı değirmene
Berrak zamanı öğütmek için
Yirmi iki civarı alırken diplomanı, tüketivermişsindir üçte birini zamanının
Diploma yetmez diyor çorbacı
İyi bir iş bul hele bakalım
Askerliğini de yap, sonra da evlen bakalım
İşte bir on yıl daha uçuveriyor ansızın
Yaş oluyor otuz beş
Gerçekten yarısı mıdır yolun?
Belki de yarısından da yakın
Geriye bakma sakın, ey küheylan kopuverir zincirleri hayatın, bir iplik gibi ansızın

Hele bir borçlarımızı da ödeyelim,
sonra daha iyi yaşarız, şimdilik biraz sabır diyor karım Nazife…
Eee doğru da söylüyor hani
Hele başımızı sokacak bir yuva olsun da gerisi kolay diyor
Eeee bu da doğru hani…
İşte böyle yitip gidiyor zaman…
Hep on seneler yirmi seneler eriyen buz misali
Karım, çocuklarım, kooperatif başkanım, yardımcım,
Tek tük arkadaşlarım ve tv’deki haber spikeri…
Bu kadar çevremizdekiler, bunlara bakıyor yıllardır gözlerim
İşte bu yüzdendir ki, miyopsun diyor doktorum
Tak iki numara gözlük, ellinci yaş günümü kimse fark etmiyor bile
Çünkü ufaklığın diploma töreni var

Ne biçim alışveriş bu anlayamadım gitti
Yapmak istediğim bir çok şey özlem kapısında gitti
Hırs ile saldırıyorum mutfağa, ne varsa atıştırmak için…
Sıcacık bir el tutuyor elimi
Perhiz yapmalısın artık diyor karım Nazife
Eee doğru da söylüyor hani
Kalan on yılımın birkaç yılı hastalıklarla geçiyor
Gerisi de torunların peşinde

Eee hani yaşayacaktık?
Hani yaşayacaktık diye bağırıyorum!!!
Sakin ol! Sakin ol! diyor karım, tansiyonun düşecek
Eee doğru da söylüyor hani…
Nedir hayatın kısır döngüsü, anlayamadım gitti
Elimdeki tek sermayemdi, bir gün gibi bitti
İyi yaşadık, hoş yaşadık diyor karım Nazife…
Patronların da pek severdi seni
Çok da çalışırdın hani, Bak her şeyimiz var
Büyüdü sayılır çocuklar da…
Daralacak da ne derdin var?!
Hadi neşelen artık
Eee doğru da söylüyor hani
Bir karı, birkaç çocuk, bir ev, bir araba…
İşte hayatın bilançosu bu!

Hayır, hayır korkuyorum ölümden…
Boşa geçen bir hayatın ardından nasıl gidilir oraya?
Özgürce çizmeliydim, hayatımı zor da olsa
Özgürce ulaşmalıydım sona
Yalnızlıkla bile yaşansa, kanaviçe gibi dokumalıydım hayatı…
Güzellikleri, sırları

Güzel yaşanmış bu gün; her dünü bir mutluluk rüyası, her yarını bir umut hayali yapar

Tamâ ve hırsa uyup nefs ile mahkûr olma,
Rahatın zâil olur, nâmı meşhur olma,
Sohbet-i Arif-i Billah’a eriş, dûr olma,
Saltanat-ı Mesned-i Dünya ile mağrur olma

Yayınlandı: on Ekim 29, 2008 at 12:52 am Yorum Yapın
Tags: ,