Vahyi İnsa Etmek…

O’nu vahiy inşa etti Öyle bir inşa ki bu, sonunda O, “ahlâkı Kur’an olan” biri oldu
Adeta O, şu sorunun canlı cevabıydı:
“Kur’an’ı insana dönüştürsek, ortaya nasıl biri çıkardı?”
Bu sorunun cevabı belliydi: Efendimiz aleyhissalâtu vesselam
O’nu kitaba çevirmek mümkün olsaydı, ortaya nasıl bir şey çıkardı?
Bu sorunun da cevabı belliydi: Kur’an vahyi
İşte O Gül, çölün ortasında tek başına açtığında, kimse bir
Gül ile baharın geleceğini düşünemezdi Öyle ya; bir çiçekle bahar gelir miydi?
Eğer o çiçek baharı doğuracak bir bedeli ödemeyi göze alırsa, evet
Bir çiçekle bahar gelirdi Üstelik bu bahar bin bahara bedel bir bahar olurdu
Öyle ki, bu baharın getirdiği kokuyu bin güz silemezdi Üzerinden geçen asırlar, o baharın yeryüzünü yeşertme potansiyelini yok edemezdi
Ne kadar şiddetli geçerse geçsin, her kış istese de istemese de sonunda
o baharın hizmetkârı olmak zorunda kalırdı
Bir insan ferişteh olsa ne yapabilirdi ki?
Ferişteh olmasına gerek yok, ölümlü biri olarak dahi bir insan tüm bir dünyayı omuzlayabilir,
bıtırak tarlasına dönmüş bir dünyayı gülistana çevirebilirdi
Yeter ki, imanı sınırsız bir imkân bilsin Yeter ki,
O Gül’ün bıraktığı mirasa ihanet etmeyip sadakat göstersin
Yeter ki, O Gül’ün kokusunu duyan bir yüreğe sahip olsun
Hz Peygamber bir çiçekle gelen baharın, bir kişiyle yeryüzünün
gülistana dönüştürüleceğinin en güzel örneğiydi ALLAH, O’nu bunun için “örnek” gösterdi
Gül olmak isteyenlere, “adam” olmak isteyenlere, bıtıraklara karşı mücadele etmek isteyenlere…
O’nun örnekliği, en sonunda gelip bir ilahi yasanın şahsında somutlaşıyordu:
Bedelsiz ödül olmaz Bakın şu örneklere: O, Taif’e bir umut diyerek gitmişti
Çünkü Mekke’nin kini, O’nun varlığını ortadan kaldırmayı düşünecek noktaya gelmişti
Taif’te gülle karşılanmayı umarken gülleyle, taşla, küfürle, hakaretle karşılaştı
Kan-revan geri döndü Fakat Mekke’sine de giremedi
Bu öyle bir bedeldi ki, artık “gücün bittiğinin, kuvvetin tükendiğinin” resmiydi
Ve koyverdi çığlığını: “Bittim ya Rabbi!”
Bu çığlığı bekliyordu öteler “Yettim kulum!” nidası bunun ardından gelecekti
Çünkü, ALLAH’ın yasası buydu: Biten ve bittim diyene, “ALLAH’ın yardımı ne zaman?” diyene,
“ALLAH’ın yardımı çok yakın!” diyen bir Rahîm Rab vardı
İşte, O’nun için ilahi yardım Sevr Dağı’nın tepesinde geldi
Peki, oraya kadar çıkmak şart mıydı? Tepede gelen yardım, dibinde gelemez miydi?
Evet, öyle! Çünkü ilahi yasa bu ALLAH yasasını,
muhatap Âlemlere Rahmet Hz Muhammed bile olsa bozmazdı
Peki, biz neyi bekliyoruz? O evrensel Gül için bozmadığı yasayı,
biz dikenler için bozmasını mı? İşte bu olmayacak
Dünyanın Gül’üne, sonsuz salât ve selam ile…

Mustafa İSLAMOĞLU

Reklamlar
Published in: on Kasım 10, 2008 at 5:04 pm  Yorum Yapın  
Tags: ,

The URI to TrackBack this entry is: https://gulyetimi.wordpress.com/2008/11/10/vahyi-insa-etmek/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: